Ana Sayfa
Ana Sayfa

İLİM VE BİLİM HAKKINDA

 

 

Misyon  ;
İlim Ve Bilim Alem-i İslam’ın en büyük sorunu olan ilimde ve bilimde geri kalmamızı sorgulayan ve çözüm odaklı dinamikleri tesbit etmek suretiyle Halkın ,Kuran’ın ilk emri olan “Oku” ayetini kavramasını ön gören ve “İlim çindede olsa gidip alınız” Hadis-i şerifinin gereği olarak zahiri anlamdaki ilimlerin kişi veya topluluklara bakılmaksızın alınmasını öğütler . İslam aleminin geri kalmasının temelinde “kaht-ı rical” yatmaktadır bunun için öncelikli olarak kendi değerlerine bağlı topluma yön verecek ,aydın insanların yetiştirilmesi gerekmektedir. Söz konusu  aydın insandan kasıt ilim(bilim)de ve ahlakta diğer insanlardan üstün olan kişilerdir en aydın insan olarak örnek  Hz Muhammed s.a.v dir.

 

+Destek   :

*İlerleyen günlerde  videoları kendi sunucularımıza yükleyecek bir site  düşünmekteyiz böylece  izlemek istediğiniz  videoyu youtube ve dailymotion gibi karmaşık içerikli sitelerden değil sadece ilim ve bilim le alakalı olan  sitemizde yükleyip izleyebileceksiniz. Bu siteyi kurabilmek için yıllık 500 tl masrafı olan vds  server almamız geremektedir bu konuda destek olmak isteyenler bize Email ile ulaşabilirler.

* Facebookta profilinizin  Web Sitesi kısmına  www.ilimvebilim.org adresini ekleyerek sitemize destek verebilirsiniz bu sayede google sitemizin facebooktan daha çok referans aldığını kaydedip sitemizi arama sonuçlarında üst sıralarda gösterecektir bu sayede site içeriği daha çok kişiye ulaştırmamıza yardım etmiş olacaksınız.

*Sizinde eklemek istediğiniz videolarınız varsa link olarak bize göndererek içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.

*Sitedeki içerikleri paylaşarak katkıda bulunabilirsiniz

 

Reklam:

Sitenin  sair masraflarını karşılamak için sitemizde reklam yayınlanmaktadır.

 

Telif Hakları   ;

“Site yönetimimizin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “ Uyar Ve Kaldır”prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri,Email göndererek bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Site Yönetimi tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler  Derhal sitemizden kaldırılacaktır..”

 

Prensip ;

Bir kişinin veya bir eserin bu sitede bulunması, bu siteyi hazırlayanların bu kişiyi desteklediği anlamına gelmez. Bu sitenin amacı bu eserleri kullanıcılarının değerlendirmesine sunabilmektir.

 

İlim Ve Bilim Kavramları  ;

Temelde ilim ile bilim arasında kökenbilimsel (etimolojik) farktan öte bir şey yoktur. Fakat bugün bilmekten gelen “bilim”, müspet, yani ispatı olan bilimlere, “pozitif bilim”, “ilim” ise daha çok dini ilimlere addedilmiştir.

 

 

 

“Felsefi,Dini ve Bilimsel Bir Yaklaşımla “İlim Ve Bilim”

Bilim kelimesi bugün aydınlanmış ve ilerlemenin kıymetini anlamış herkesin gözünde bir cazibe taşır.  Nasıl olmasınki,bugün hepimizin gözünü kamaştıran bunca ilerleme ve sanayi ürünleri hep bilim Sayesindedir. Bundan dolayı “bilime göre ” “bilimsel gerçek” gibideyimlerle kuvvetlendirilen fikirler garib bir cazibe taşır Fakat bu ilim kelimesi ,ilim ve fen gerçeğinden yarı haberdar olanların yada az bilgili olanların ağzında öyle kötü kullanışa uğrarki,şaşılır.Hele bizim gibi henüz gelişmeye başlamış olanlardan öyle aceleciler görülürki “filan şey ilmen böyledir” dediği halde “ilim nedir?” denilse herhalde vereceği cevab ilim dışı bir şey olur. Maamafih bu yanlış anlayışı yalnız yarım aydınların yaptığını sanmamak lazımdır. Bir kaç konuda ihtisası olan bazı kişilerin bile “ilim” ve “ilmi” kelimelerini kötüye kullandıkları görülür .Maddeciliği ilmin en son sözü olarak satmak isteyenler hep bu hataya düşmekte ve ilme iftira etmektedirler.

Bunun bir kaç sebebi vardır:

Halk ve yarım aydınlarda bulunan kötüye kullanma ,yarı incelemelerden ve her işitilene inanmadan doğar,ilim ve fen adamalarına göre ise ya bir felsefi kanaati ilme dayandırmak gayretinden, ya çatışmanın hararetiyle ilim ve felsefe arasındaki sınırı unutmaktan ileri gelir.Düşünce tarihini inceleyenler şurasına hayret ederlerki ,ilim ve felsefenin görüşlerini karıştırmamayı bir kural derecesine çıkaranlar ve hatta bu hususu düşüncelerinin esası yapanlar bile,ilim ve felsefeyi karıştırmak hatasına düşmekten kendilerini kurtaramamışlardır Mesela ; müsbet felsefe ekolü sahibi Auguste Comte’un yada Hegel’in yaptıkları gibi.

Demek ki bu konuda yeterli açıklama yapılarak fikirleri aydınlatmalıyız;

İnsanlık için üç türlü bilgiden söz etmek mümkündür Bunlar basit bilgiler, ilmi bilgiler ve felsefi bilgilerdir .Basit bilgiler ve kanaatler hayatın devamı sırasında şahsi tecrübe ve sathi müşahede ile telkinlerle bilinen şeylerdir. Basit bilgi, eşyayı tanıma ve bilme demek olur. Şu halde ilim ; devamlı değişen olayları değil,bu olaylara hükmeden ,bu olaylar gibi değişmeyip sabit kalan kanunları bilmek demektir.

Aristo,”bir tek şey ilim olamaz ” demiştir bu açıklamalardan ,basit ve ilmi bilgiler arasındaki büyük fark açığa çıkar .Basit bilgiler , dünya olaylarına görüldüğü biçimde tanımaktan ibaret iken ,ilmi bilgiler bu olayları idare eden sebeb ve ilişkileri bilmektir.

Halk,olayları olduğu gibi kabul eder ,olayın”nasıl”ını tecrübe ile anlamak istemez.Olaya bir sebeb bulsa bile bu bir ilmi sebeb değildir.Zira bu sebeb bir düşünmenin ,idrakin sonucu değildir.İlim icabı düşünen ise olayı o cinsten karşılaştırır. Birinde ve diğerlerinde sabit kalan sebebleri keşfeder.Bunu da incelik ve tecrübe ile yapar .Olayın ansıl olduğunu ve niçin değiştiğini anlar .Bir kanun demek olan bu bilgi”ilim”dir.

Bazı filozof ve düşünürler insan zekasının gücünü bu bilgi ile sınırlamışlardır. Onlara göre insan zekası,ilmi bilgileri aşamaz. Zira tecrübe,olaylar üzerinde mümkündür.Tecrübesi imkansız tasavvurlar ise ilmin dışında kalır,ısbatı mümkün değildir . Ve bu bilgiler zan ve şahsi kanaat veya hurafeler sınıfına dahil olur “pozitivizm”in fikri budur. Onlar bu kural gereğince ,Allah ve onun mahiyeti ,Zat, son sebeb ,mutlak,en büyük,sonsuz gibi fikirleri insan zekasından kavrayış gücünün dışında sayarlar. Bunlarla uğrasmayı, bilinmesini imkansız saydıkları için boşuna uğraşma diye kabul ederler.Bu kaideden şaşmayan ilimciler için bu yüce tasavvuru kabul etmemek gibi, inkar da anlamsız ve ilim dışıdır. İlim dairesinin dışına çıkmak azminde bulunan biri ,bilim adına ”Allah var mı?” denilince , ” Alah bir hadis değildir , dolayısıyla his ve tecrübeye gelmez. Buna gelmeyen tsavvuruın varlığı yokluğu hakkında ilmin bir hüküm vermesi gerekmez”cevabını verir.

Şu halde yalnız ilim alanında kalan ve ilim ile felsefeyi birbirine karıştırmayan bir düşünürün nazarında ,şüphecilikten başka felsefi ekoller , zan ve vehimden ibarettir.bu kısım düşünürler karşısında maddeciliğin (materyalizm) ruhçuluk(spritüalizm)’tan farkı yoktur. tabii bu ilmi özellik itibariyledir.yani her ikiside aynı hükümle,aynı red hükmüyle mahkumdur.

Bundan anlaşılırki,; maddeciliğin diğer ekollerin üzerinde olarak ,ilme dayanan bir ekol olması hakkındaki iddialar tamamen yanlıştır.inkar hiç bir bakımdan kabulün üzerinde değildir.bütün felsefe ekolleri gibi onuda yargılayacak olan yetkili hakim ,bütün insanlığın yardımını gördüğü akıldır.

Fakat, acaba sadece ilim dairesinde kalma iddiası doğrumudur? acaba ilmin bu şekli insanlığın ihtiyacı için yeterlimidir? daha açık söyleyelim bir sınırlı alanda kalmakla ,bizzat ilim mümkünmüdür Hayır!…

İnsanlığın idaraki olayın yalnız nasıl oldugunu sormakla kalmaz, insan soruyu çözümleyecek tek kaynağı(ilk sebebe) ulaşılmayınca susmaz.İnsan idrak ve düşüncesi bir olayın nasıl olduğunu sorar.bu soru her düşünürün hatta böyle bir sorunun gereğini inkara çalışanların bile ebebi endişesidir.

İnsan bu endişeyi daima duymuştur.ve onda aşk ve arzu,hürmet,şefkat ve saadet gibi, fikirler ve yüce hisler daima kaldıkça, bu endişeyi hisedeceğiz.

Daha kesin söyleyelim: basit bilgi ile yetinmedikçe ,her ferd bu soruyu soracak ve cevab arayacaktır. felsefe olmadıkça ilim tasavvur edilemez, zira kanunlar nedir? olaylar arasındaki devamlı ilgiler ,bağlantılar nedir ?

Pek iyi şu halde ilmi kanunlar : hiç bir dış gerçeği olmayan ancak insan zihninde gözlenebilen ve yalnızca insan zihninde varlığı olan bir “mücerred (soyut) soyutlamalarda ibarettir .Eğer bu konular bir gerçek varlığın amaç ve emirlerini ,varlığın zaruretini ,ortaya çıkışını ilan ve beyan etmiyorsa ,eğer bu konular gerçekten değişmez, ebedi sonsuz bir varlıktan gelmiyorsa bir değeri kalırmı? ve şu halde ilim “bir hayal ve zan manzumesi” bir “dedikodu mecmuası” kısacası ” sadece şahsi fikir ve hayal ” olmazmı? eğer bu kanunlar ,gerçek varlık sahibi ,sonsuz ve mutlak varlığa ve birliğe dayanldırılırsa ,o zaman onların bir anlamı ,bir değeri olur,hepsi canlanır. fakat bu dayanak red ile inkar edilirse o zaman bu kanunlar ,insan zihninde tasarlanmış ve vehmedilmiş olmaktan başka bir varlığa sahip olamaz.hepsi canlı ve anlamzsı kalır.

Bundan dolayı insanlık yalnız “nasıl?” sorusuna verilen cevabla kanaat edemeyerek o cevabları aldıktan sonra onlara bir kıymet ve gerçek bir sıhhat verebilmek için ” niçin?” sorusunuda sorar ve bu soruyada cevab arar .işte bu soruyu sorunca felsefeye girilmiş olur. bu soruyu soran kavrayışın önünde bütün olaylar anlamsız harfler hükmüne ,kanunlar ve sebebler, sonsuz kelimeler şekline girer . Bu harflare esas olacak bir sonsuz nokta lazımdır. bu kelimeleri telafuz ettirecek ,bir anlam verdirecek ruh gerekir. bu sebebten sebebe ,kanundan kanuna,mahiyatten mahiyete geçerek, tahlil ve idrak sayesinde sebebsiz bir sebebe, başlangıcı olmak ve yaratılmaktran müstağni bir varlığa ,sınırdan müstağni bir varlığa ulaşmayı bildirir. Bütün bilgisini bu esasda götürmekle ruh ve idrak ihtiyacını kazanmış olur. bu suretle meydana gelen bilgi”felsefi bilgi” adını alır. böyle bir bilginin imkan ve lüzümünü inkar etmek boş birşeydir .Hele bu bilginin deneye dayanmadığı bahanesiyle imkansız ve lüzümsüz olduğunu sanmak,tecrübe için bile gerekli, esasları inkar etmek olurki ; böyle inkara ilim demekten çok bilgisilik ,inat ve inkar aşkı adını vermek gerekir bu açıklamalara dikkatle bakılınca anlaşılırki, ilim ve felsefesin her birini kendine göre bir yeri vardır. her ikiside bu yerde kalırsa faydalı ve doğrudur. fakat ilim felsefeye yada felsefe ilime tecavüz ederse biribirinden alacakları çalmaca neticeler hiç bir zaman doğru sayılamaz .Bir gerçek ilimadamı felsefi bir tartışmaya girdiği zaman,iddiaalarının ilmin kendisi olduğun u söylemez.Bununla beraber bundan; “ilimin felsefeye felsefenin ilme gereği ve faydası yoktur”manası anlaşılmamalıdır.Aksine,ilmin gelişmesi felsefe sahasını aydınlatmaktadır.keza ,felsefe olgunlaştıkça ilmin mahiyeti bir kat daha sıhhat ve çekicilik kazanmaktadır :Filibeli Ahmed Hilmi

Evrende olup biten her şey, gizli bir kaderle birbirine bağlıdır. Sönen bir yıldız, sırasını hiç şaşırmayan mevsimler, kabaran bir ırmak, doğan ve büyüyen bir insan, deseni önceden belirlenmiş bir örgüyü işlemekvarlık sürerler. Bilim, bu muazzam döngünün ve sayısız çeşitliliğin sırlarını açığa çıkarmak için can atar ve yalnızca bir aracıdır. Taşkın Tuna

Bilim-din ayrımının olması mümkün değildir. Rabbimiz Kur’an üzerinde düşünmemizi ve araştırmamızı istediği gibi kendi varlığımızın yapısını ve evreni de araştırıp sırlarını keşfetmemizi istemektedir. Bu üç sahadan bir tanesi bile ihmal edilmiş olsa, ilimlerden beklenen sonuca ulaşmak mümkün olmaz.R.N.K

ilimvebilim

Günün Videosu
Ana Kategoriler
Facebook &Twitter


Tüm Kategoriler
width="75" width="75" width="75" width="75" width="75" width="75"
"Biz her insanın Kaderini kendi çabasına bağlı kıldık."İsra/13